Hayri Varol

Hayri Varol

Mavi Uçlu Kalem

Acılar Böyle Diner mi?

11 Eylül 2018 - 23:39

70'lerin sonlarıydı... Biz çocuktuk...
Olanları, bitenleri duyuyor, görüyor, izliyorduk... 
Radyolardan en çok Türk Halk Müziği Dinleyici İstekleri programını, birde ülkemizin dört bir yanında yaşanan anarşik(!) olayların haberlerini dinliyorduk...
Diyorlardı ki, insanlarımız sağ-sol diye ikiye ayrılmış, sokak aralarında insanların önleri kesiliyor, ''sağcı mısın, solcu musun?'' diye soruyorlarmış... Aynı soruyu bir üst mahallemiz olan Fiğlikler Mahallesinin çocuklarına bizde sorduk, daha henüz 7-8 yaşlarımızdayken.. Verdikleri cevabı hatırlamıyorum şimdi...
Sağ neydi sol neydi çokta fazla bilmiyorduk ki...
Tek bildiğimiz ''Ülkücüler, iyi abilerdi''...
12 Eylül 1980 sabahı uyandığımda henüz 9 yaşında bir çocuktum.. Rahmetli babamla, yemyeşil mısır tarlamıza doğru yürürken, ondan duymuştum sıkı yönetim olduğunu..
Asker yönetime el koymuştu, ama yönetimin ne olduğunu sonradan öğrenmiştik...
Artık anarşi olmayacaktı, ama sonradan öğrenmiştik darbelerin anarşilerle eş değer olduğunu...
Duvar yazılarının hepsi silinecekti, ama sonradan öğrenmiştik her bir sloganın kocaman bir kitap olduğunu...
Anarşistlerin hepsi hapsedilecekti, ama sonradan öğrenecektik AHMET KERSE, ALİ BÜLENT ORKAN, CENGİZ BAKTEMUR, CEVDET KARAKAŞ, FİKRİ ARIKAN, HALİL ESENDAĞ, İSMET ŞAHİN, MUSTAFA PEHLİVANOĞLU, SELÇUK DURACIK'ın darağacında ölümsüzleştiklerini, binlercesininde zindanlarda, işkencelerle çürütüldüklerini...
Artık vurgunluklar, çatışmalar olmayacaktı, ama biz çok sonra öğrendik aslında kardeşin kardeşe kırdırıldığını...
Aradan geçen onlarca yıllardan sonra, fikirlerimize saygı gösteremedik, gelin en azından acılarımıza saygı gösterelim...
Siz 3 fidanınızı anarken biz, biz 9 fidanımızı anarken siz susun...
Siz Deniz'inize, Mahir'inize, Hüseyin'inize türküler yakın, biz Dursun'umuza, Ali Bülent'imize, Cevdet'imize ağıtlar yakalım...
Geçen bunca yıllardan sonra, siz fidanlarınızı anarken bize sövmeyin, biz fidanlarımızı anarken size sövmeyelim...
Emin olun ki, Mustafa Pehlivanoğlu'nun boynuda en az Deniz Gezmiş'in boynu kadar acıdı...
Emin olun ki, siz nasıl sızlıyorsanız, bizde aynı sızlıyoruz..
Acıların tonu aynı...
Şunu da unutmayalım, bizim fidanlarımızla sizin fidanların katilleri aynıydı...
Ne sizi biz astık, ne bizi siz astınız...
Hatta.. Keşke yapabilsek, keşke zincirlerimizi kırabilsek de, yepyeni, yemyeşil bir orman oluşturup, çam kokularının, çınar gölgelerinin altında, bir 12 Eylül sabahın da, katillerimize karşı, fidanlarımızı birlikte anabilsek...
Sizin türküler bizim ağıtlara karışsa...
Olmaz mı!?...

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Burak Candaş
    5 ay önce
    Sosyal medyada düşünce ve yazılarını ilgiyle takip ettiğim Sn.Hayri Varol'un köşe yazılarıyla da güzel katkılar yapacağını düşünüyorum. Kutluyorum.