Mustafa Aydınlı

Mustafa Aydınlı

Yarın

DÜNYA BİLİMLE BİZ ŞEYHLERLE UĞRAŞIYORUZ

29 Ekim 2020 - 11:19

       Mustafa Kemal “Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır” diyordu.
         İşin gerçeği Cumhuriyet kurulalı beri Cumhuriyet’in altını oyan laiklik karşıtı güçler, hız kesmediler. Bazı siyasi partiler, bazen oy uğruna, bazende “farklı yollardan aynı menzile koşmaları” nedeniyle, laiklik karşıtı eylemlere hoş görü ile yaklaştılar. “Siz isterseniz şeriatı bile getirebirsiniz” diyecek kadar ileri gittiler.
         Bunlar “Ağzı dualı, alnı secdeye gelen, tesbih çeken” masum güçler olarak sırtı sıvazlandı. “Ne istediler de vermedik” dediler. Bu ayırmalar, kayırmalar iktidar güçlerince öylesine korunup kollandı büyütüldü ki, (15 Temmuz 2016) darbe yapacak boyuta ulaştılar. 
         Dokuz Eylül Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Esergül Balcı, “Eğitimde Tarikatların Etkisi” konulu bir araştırma yaptı. Balcı, “Türkiye’de 1 milyon öğrenci tarikatların elinde; aileler, fakirlikten çocuklarını cemaatlere teslim ediyor” dedi. Rapora göre Türkiye’de 2.6 milyon kişinin bir tarikatla organik bağı bulunuyor. Tarikat üyesi olan ya da faaliyetlerine katılan kişi sayısı ise 1.1 milyon.
          Bu tarikat yuvalarının birinde gün geçmiyor ki kız veya erkek çocukları istismara uğramasın. Daha önce Karaman da 45 erkek çocuğun istismara uğramasını dönemin aileden sorumlu kadın bakanı “Bir kereden bir şey olmaz” diyecek kadar işi hafife alarak sulandırmıştı. Şimdi ise ardı arkası kesilmiyor. 
          Bu günler de yine, müridi olan bir ailenin 12 yaşındaki kız çocuğunu istismar eden tarikat şeyhi “pantolonu aşağıda” yakalandı ve tutuklandı, bu tarikatçı şeyhin olayını hep birlikte utanarak izliyoruz. İktidar olayla ilgili yayın yasağı getirdi, ne kamu yararı varsa? Fakat yayın yasağı nedeniyle isim veremiyoruz. 
           Yayın yasağında kamunun yararını göremiyoruz, fakat iktidara bir yararı olabilir. Çünkü bu şeyhin devlet protokollarında yeri ve hemen herkesle fotoğrafı var. Kimler mi?
            *2015’te Ankara’da Hacı Bayram Camisi’nin açılışında Sayın Cumhurbaşkanı kurdeleyi keserken o da sahnede. 
            * Ayasofya açılışında, “Hele bir İslam devleti kurulsun, en güzel sarığı biz sarıp, en güzel cüppeyi biz giyeceğiz” diyordu.
            *Melih Gökçek bu şahısla fotoğraf çektirirken ağzı kulaklarında sevinçten. “Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş” Fesli Kadirle “Keşke Yunan galip gelseydi” diyen zatla samimi fotoğraflar. Bakanlar, Cumhurbaşkanlığı danışmanları onunla fotoğraf çektirmek için adeta yarışıyor.
      Umre’den dönüşünde binlerce insan havaalanında zikir çekiyor. “Elimi öpen cennete gidecek” diye konuşma yapıyor. “Türkiye Cumhuriyeti son buldu, Osmanlı kuruluyor, Tayyip Bey birinci padişahımız... vakti saati var her şeyin. Devletin kontrol mekanizmalarında olalım” diyor.
        Şeyhin istismar ettiği kızın babası ile konuşması itiraf ve ibretliktir; Müridine, ifşa olmamak için adeta yalvarıyor. “ileri giden bir şey yok... insan nefis taşıyor, aramızda nikâh konuşmaları geçti, hata etmiş olabilirim... bekaretinde sorun yok... bana yakışmayacak şekilde öpmüş oldum... sevişme diye bir şey yok, öptüm... bu da Allah’ın bir takdiri... al diyorsan alayım ama çocuğun yaşı ufak, ilerde olur mu olur, muratlar var mı var, ama şu anda böyle bir durum yok... Oda Tv, Cumhuriyet ve Sözcü Gazeteleri’nin diline düşmeyelim” sözleriyle müridini sakinleştirmeye çalışıyor.
        Oysa 12 yaşındaki çocuk ifadesinde şeyhi yalanlıyor. Yaşananların annesinin gözü önünde olduğunu belirterek, "Beni öptüğü zaman herkes aşağıda oluyordu. Kimseye söylememem için beni tehdit etti. Bana olayın ilk gerçekleştiği gün 100 TL para vermişti... Her yanına girdiğimde, beni yanağımdan ya da dudağımdan öperdi... Annem bu kişiyi Allah dostu olarak gördüğünden ve zarar gelmeyeceğini düşündüğünden bu hareketlere tepki vermezdi” ifadelerini kullanıyor.
          Devamında “dergahta” 10 yaşında bir kız çocuğunun daha olduğunu belirterek “O bana şeyhin kendisini kucağına oturttuğunu anlatmıştı. Bu da benim yaşadığım olay ile aynı gün oldu” diyor.
          Ülkeyi adeta bir ahtopot gibi saran tarikatçı şeyh belasından kurtarmak gerekir. Zaten Cumhuriyet Devriminin en önemli maddesi 677 sayılı kanunla yasaktır. 
           Yaşadığımız çağda Dünya bilim ve uygarlık sürecini yaşarken biz şeyhlerin uçkuru ile uğraşıyoruz. Çözüm açık; Tarikatlar kapatılmalıdır.

Bu yazı 55 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum