Mustafa Aydınlı

Mustafa Aydınlı

Yarın

İKTİDAR MI? İTİBAR MI?

10 Nisan 2019 - 11:44

    İktidar; Güç, otorite, yetki, olanak demektir. Ülkemizi yöneten mevcut iktidarda bunların hepsi vardır. İtibar ise; Saygınlık, adaletli ve adil olmak. İnsancıl olmak. Doğaya, çevreye ve yasalarına saygılı olmaktır. İktidarınızın olması itibarınızın olacağı anlamına gelmez. Sözün özü adil ve sevecen değilseniz itibarlı da değilsiniz.
          Sayın Dr. Erdal Atabek bir yazısında “Yerel seçimlerin en önemli sonucu bence bu oldu: İktidar kaybetti, itibar kazandı." diyor. Doğru diyor. AK Parti Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, alamadıkları oylar için “Demek ki kendimizi iyi anlatamamışız” dedi. Tam aksine kendinizi çok çok iyi anlattınız. Eğer onlarca televizyon, onlarca gazete, iktidarın güç ve ihtişamı ile kendinizi siz anlatamadıysanız kim anlatmış olabilir ki? En küçük ilçelere kadar bilboardlarda sizi gördük. TRT’de her açtığımızda sizi gördük. Kendinizi öyle anlattınız ki parmak sallayışınızdan ürperdik. Televizyonlarda davudi sesinizle bağırırken çocuklar bile korkudan yataklarından fırladı. Kulaklarımızla duyduk, gözlerimizle gördük, yüreklerimizle burularak izledik bunları. Daha nasıl anlatacaksınız. 
          Sayın AK parti genel başkanı, hani hep kandırıldığınızı söylersiniz ya, oysa sizde halkı kandırdınız. Halka karşı hiç samimi olmadınız. Herşey oya endeksliydi. Bakınız basit ve güncel örnek; Halk yokluk ve yoksulluktan inim inim inliyor. Sizde farkındasınız toplumun gazını almak için tanzim satış mağazaları açtınız, halk iki kilogram soğan ve üç lira tasarruf için saatlerce orada kuyrukta bekledi. Fakat seçim biter bitmez daha oylar sayılırken o tanzim satış mağazalarını yıktınız. İhtiyaç mi kalmadı? Halk doydu mu? Sizde halkı kandırdınız. Artık toplum bunları sorgulamaya başladı. Onlarca uçağınız varken ve halk kuru soğana muhtaçken siz Katar’dan uçan saray aldınız, karşılığında göz bebeğimiz Tank Palet Fabrikasını katarlılara yemlik verdiniz. Halk da seçimlerde kararını verdi.
          Kendinize muhalif olanı hapisle tehdit ettiniz. Tarih adil olmayanın uzun süre ayakta olamayacağına şahittir. Kendi dışınızdakilere terörist dediniz. Cumhuriyetin tüm varlık ve kazanımlarını tükettiniz yine elde avuçta bir şey yok. Dış borç diz boyu. Şah diyenin dilini koparıyorsunuz. Mapushaneler gazeteci dolu. Mapushaneler masum insanlarla dolu. Yüzlerce insan işten atılıyor. Parasız pulsuz mağdur. Hiç biri umurunuzda değil. Bedeli sandıktır. Buna rağmen yinede çok oy aldınız ve birinci partisiniz.
    Bir defa düşünün Sayın D. Bahçeli, Sayın N. Kurtulmuş, Sayın S. Soylu hatta Sayın T. Türkeş’le karşılıklı birbirinize söylediklerinizi. Ben burada yinelemeyeceğim. Çünkü o sözleri anmaktan utanıyorum. Söylenen sözün hiç ağırlığı ve samimiyeti yok mu? İlke ve ideallerin hiç önemi yok mu?
     Bakın size üç örnek veriyim. İlke ideal ve sözün arkasında durma konusunda; Birincisi Filozof Sokrates (M.Ö. 399 yaşadı) inançları yüzünden  ölüme gönderilirken elleri kelepçeli, hanımı kolluk kuvetlerinin önünü keser. “Eşimi suçsuz yere ölüme götürüyorsunuz” der.  Sokrates ise; “Hanım hanım suçlu olarak ölüme gitsem daha mı iyi olacaktı?” Diye tarihe geçen sözünü söyler. Mahkemenin vazgeç düşüncelerinden bağışlayalım, sözünü ise ret eder.
     Diğer örnek ise 1600 yılında İtalya’da engizisyon mahkemesi kararıyla Giordano Bruno adında bir düşünür diri diri yakılarak öldürüldü. Mahkeme, “Sözlerinden vazgeçerek af dilerse affedileceğini” ona söylediği zaman reddetti ve yakılmayı göze aldı.
     2000 yılında Giordano Bruno adına “Hoşgörü ve İfade Özgürlüğü” 400 yıl sonra kutlandı. 
     Yine Pir Sultan Abdal (1480 y. Yaşadı); Hızır paşa, Pir Sultan’a “Bana bir şiir söyle içinde Şah sözü geçmesin seni bağışlayayım.” der. 
      Pir Sultan Abdal ise; yedi, altı ve beş dörtlükten oluşan üç şiir söyler hepsinde de şah sözü geçer. Hatta bazı dörtlüklerde iki, üç defa geçer. Ölümü ilke ve idealleri uğruna hiçe sayar. İnanç ve itibar böyle bir şey.
    Sözün ilke ve ideallerin ağırlığı, saygınlığı itibarıdır, yüzlerce yıl sonra onları anımsatan. 
    Mevcut iktidar çeşitli manevralarla cumhuriyeti erezyona uğrattı. Fakat yerine yeni bir şey koyamıyor. Çıkmazdadır, Türkiye halkı bu ‘ateşten gömleği’ daha fazla taşıyamaz. Cumhuriyetin değerini ve erdemlerini anlayan Türkiye halkı Mustafa Kemal’in ışıklı yoluna tekrar tutunuyor. Görüyor ki çözüm parlamenter demokrasi, son seçimler çıkmaz sokaktan dönüşün ışıklı parıltısıdır. 
          İktidar geçici, itibar kalıcıdır. İtibarın altın tacı adalettir. Mustafa Kemal’in iktidar ve itibarı ile geleceğimizi taçlandıralım. Geç olmadan.

YORUMLAR

  • 0 Yorum