Mustafa Aydınlı

Mustafa Aydınlı

Yarın

Karanlığın Yarışı

15 Kasım 2018 - 11:18

        Ülkemizde; aslında öteden beri süregelen, fakat son günlerde dozu artırılan bir karanlık yarışıdır gidiyor. Bazı gruplar, kurumlar, şeyhler ve hatta önemli mevkideki kişiler karanlığın yarışını körüklemeye ve palazlandırmaya çalışıyorlar. Eskiden bir deterjan reklamı vardı, tüm deterjan firmaları, beyaz yıkadığı reklamını yaparken, bir deterjan firması işin hakkından geldi, “beyazında beyazı var” Türkiye’deki yarış buna benziyor, karanında karası var. Kısacası bir zifiri karanlığa tam gaz gidiyoruz.
         Maraş Dondurmacısı kılıklı, Püsküllü Fesli şarlatanın hezeyanları, gündeme damgasını vurmaya devam ediyor. Püsküllü Feslinin Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal için neler dediğine ana başlıkları ile bir bakalım. 
       * “Keşke Yunan galip gelseydi”
       * “Hükümete niye şeriatı ilan etmiyorsun diyemezsin. Vakti var…Heykellerinin köpek leşi gibi, meydanlarda sürüklendiğini göreceğim inşallah”
       * “10 Kasımda saat dokuzu beş geçe kenefe gidin”
        * “Vallahide billahi de, Kemal’in düşmanıyım… Mustafa kemalle zerre muhabbeti olanlar, cenazeme gelmesin”
         * “Ne mecburiyetim var 10 Kasımlarda onun için dikelmeye, ne mecburiyetim var, gittiğim her dairede onun resmini görmeye”
gibi sayısız zırvalamanın sahibidir. Püsküllü Fesli. Aynı zamanda İstiklal Marşı ve Mehmet Akif içinde benzeri seviyesizlikleri var. Yine Atatürk’ün Annesi için, iğrenç iftiraları buraya almayım.
          Normal insan ahlakından yoksun bu kişi, Atatürk’ü sevmek ve fikirlerine inanmak zorunda değil. Bunu anlayabiliriz. Bir ulusun kahramanına, Cumhuriyetin Kurucusuna, böylesine küfür, iftira, hakareti bu ülkenin ekmeğini yiyip, suyunu içen, havasını teneffüs eden hangi akıl ve erdem sahibi insan kabul edebilir. 
           Diyanet İşleri Başkanı, Sayın Ali Erbaş, resmi kıyafeti ve resmi arabası ile bu şahsı ziyareti, tüm bunları hoşgörü ile karşıladığı ve bu düşüncelerden yana taraf olduğunu gösterir. Görevi; Ülkede barışı, kardeşliği, ulusal değerlere saygıyı, iyi ahlakı, temizliği güzelliği, insanlığı, doğruluğu dürüstlüğü yaymak olan kişi bunu yaparsa, ülkenin vah haline. O görevde normalde kalamaz. Görüyoruz ki Ali Erbaş ve Püsküllü yalnız değil, Türkiye halkı şimdilik bunları kaydediyor.
              Bu ülke tarihinde çok sahte ve düşmanla işbirliği yapan sözde din adamları gördü. Bir kaçını sayarsak. Mustafa Kemal hakkındaki idam fetvası yayınlayan, Şeyhülislam Dürrizade Abdullah; “Anadolu’da Mustafa Kemal ve arkadaşları diye bir çete türemiştir. Dinimizce katli vaciptir” Fetvadan sonrada Yunanistan’a kaçmıştır. Fetvayı kaleme alan ise; Şeyhülislam Mustafa Sabri. İngiliz Muhipleri Cemiyeti'nin kurucusu ve Anadolu'daki direnişi kırmak için İngilizler tarafından icat edilen İslam Teali Cemiyeti'nin kurucularındandı. Katıksız vatan haini.  “Mustafa Kemal ve Ankara Hükümeti kahpedir... kudurmuş haydutlar” diyordu. “Yunan ordusu halifenin ordusudur, asıl kafası koparılacak mahlukat Ankara'dadır” diyordu. O da Yunanistan’a kaçtı. Yunanistan’a “Birlikte özerk hükümet kuralım” teklifi yaptı, Yunan başbakanı Gunaris teklifi inceledi, “Kendi milletini satan, böyle hainlere ihtiyacımız yok” dedi.
             Tarihin tekerrürü bu olsa gerek. Bir atasözü ile bitirirsek “Katranı kaynatsan olur mu şeker? Cinsini okşadığım cinsine çeker.

YORUMLAR

  • 0 Yorum