Mustafa Aydınlı

Mustafa Aydınlı

Yarın

KAZDAĞLARI (İDA) KANAYAN YARAMIZ

04 Ağustos 2019 - 14:08

    Balıkesir ili, Edremit İlçesi sınırlarında Edremit Körfezi’nin kuzeyinde bulunan Kazdağları Milattan Önceki yıllara kadar tarihi ile çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır; Flora ve faunası (İnsan dışında var olan canlı biyolojik zenginlik) ile ünlü bir milli parkımızdır. Bir doğa harikasıdır. Dünyada mitoloji ve efsaneler dağı olarakta bilinen İda (Kazdağları), tarihte ilk güzellik yarışmalarının ve Troi savaşlarının da çıkış nedeni olarak biliniyor. Efsaneye göre, Hera, Afrodit ve Athena'nın aralarında yapılan tarihin ilk güzellik yarışması burada yapılmıştır. Yine efsaneye göre yarışmayı Afrodit kazanmıştır.
    İda (Kazdağları) derin vadi ve kanyonları ile pek çok  hayvan ve bitki örtüsünü bağrında barındırmaktadır. İyotlu oksijen deposu olarak biliniyor. İda Dağı’n da eriyen kar suları Edremit, Akçay ve Altınoluk’un denizine, içme ve kullanma sularına da karışmaktadır. Kazdağları’ndan esen iyotlu oksijen miktarı yüksek rüzgar, Altınoluk, Şahinderesi, Boğaz lokasyonunda adeta oksijen çadırı oluşturmaktadır. Dünyanın üç oksijen deposundan bir olarak bilinmektedir. 
    Aslında Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Kazdağları’nın yöre turizmine ve ülke turizmine katkılarının neler olabileceği düşünülmesi gerekirken, İda Dağı’nın dünyada sayılı sağlık merkezlerinin arasında yer alması için neler yapılabilir düşünülmesi gerekirken, İda (Kazdağları’nın) başında, oksijen bulutları yerine, kara bulutlar dolaşıyor. 
    Kazdağları’nın ağaçları kesiliyor, dilim dilim istifleniyor o ağaçlar. Sonra o ağaçların kökleri kılcal damalarına kadar temizleniyor ve altın sarısı, kına kırmızısı güzelim canım topraklar, höllük eler gibi eleniyor, o topraklarda kök ve solucan dahil hiç bir canlılık belirtisi kalmayıncaya kadar ayıklanıyor, dahası canım topraklar üzerine 20 bin ton siyanür boca ediliyor. Kanadalı mı? Her nereliyse yabancı şirketler, İda (Kazdağlarını) katlediyor. Doğal hayatı katlediyor. Toprağa dökülen tonlarca siyanür zehiri, eriyen kar suları ile yöre sularına karışıyor.
    Yörenin içme suları zehirleniyor. Yetmiyor oksijen depoları yok ediliyor. İnsanlar zehirleniyor, hayvanlar zehirleniyor, doğal hayat yok ediliyor. Kuşların yuvaları yıkılıyor, tilkinin, tavşanın, ayının, kurdun, kuşun yuvası dağtılıyor. Çekirgeye, kelebeğe, uğur böceğine, solucana hayat hakkı tanınmıyor.  
    Bu katliam uygar dünyanın gözü önünde yapılıyor. Buzlar arasına sıkışan bir balinayı kurtarmak için seferber olan dünyanın uygar ülkeleri, şimdi Türkiye’de bir doğa ve canlı katliamı en ceberrut, en kaba şekli ile yapılırken ne kadar duyuyor? “Yüreklerin kulakları sağır” kimse duymuyor ülkenin duyarlı insanlarının, yurtseverlerinin sesini.
    Hiroşima-Nagazaki’ye 1945 yılında atom bombası atıldı. Bilim adamlarının belirttiğine göre hala o topraklarda ot dahi bitmiyor. Siyanürle altın aramak o topraklara sessizce atom bombası atmak gibi birşey. Doğal hayat kökten yok ediliyor. Canlı yaşamın öldüğü yerde altın ne işe yarar. 
    Alman filozof Karl Marks diyor ki; “Kapitalizm gölgesini satamadığı ağacı keser” altın yaşamın tek çaresi midir? Vicdanın yok kapitalizm, vicdanın para, vicdanın kurusun. Kızılderili atasözündeki gerçeği öğrenince insanlık, herşey çok geç olacak “Diyor ki Kızılderili; Son ağaç kesildiğide, Son nehir kuruduğunda, Son balık avlandığında, İşte o zaman paranın yenmediğini anlayacaksınız.” altınında yenmediğini.
    Kaz dağları ülkenin yıllardır kanayan yarasıdır. Geç olmadan bu katliama dur demeliyiz, insanlık adına, ülke sevgisi adına, uygarlık adına, unutulmasın o katledilen ağacın, kurdun, kuşun, tilkinin, tavşanın, kelebeğin, uğur böceğinin, herbir canlının ahı saracaktır sorumlularını bilelim.
    Not; Değerli okuyucular; Bir iş adamının öyküsü Hasan Başaranhıncal (Yıldız Hasan) başlıklı yazımın son ve 4. bölümünü teknik nedenlerle yetişmediği için, daha sonra yayınlamayı umuyorum, aksama nedeniyle özür diliyorum. Saygılarımla...

YORUMLAR

  • 0 Yorum