Mustafa Aydınlı

Mustafa Aydınlı

Yarın

MİLLET CAN DERDİNDE İKTİDAR KANAL İSTANBUL

27 Mart 2020 - 18:29

    Değerli Dostlar; Dünya koronovirüs salgını nedeniyle zor durumda. Geri kalmış ekonomisi kötü olan ülkeler, daha da zor durumda. Üzgünüm ülkemiz de bu tablo içerisinde. Hal böyle iken, iktidarın Kanal İstanbul önceliği hız kesmiyor. İnsanlar evlerinden çıkamıyor, yarınından endişeli, zorunlu faturalarını ödeyememe kaygısı taşıyor, tek sorunumuz Kanal İstanbul mu?
    Ülkenin gündemi sosyal, siyasal ve ekonomik konularda son derece yüklü fakat koronovirüs belası her şeyin başında. En başta ekonomi, işsizlik geliyor. Yatırımlar durmuş. Elde ne varsa satılmış, üretim tesislerinin kapısına paslı kilitler vurulmuş. Tekstil işletmeleri çökmüş, köylü eskisi kadar bile pamuk üretemiyor. Tütün fabrikaları kapanmış, köylünün belli başlı gelir kaynaklarından tütün ekimi  de durmuş. Şeker fabrikaları satılmış, makineler durmuş, köylü şeker pancarı üretemiyor.
    Türkiye 130’u aşkın ülkeden 130’u aşkın tarım ürünü dışalımı yapıyor (ithal ediyor.).
Rusya’dan 5 milyon tona yakın buğday bile ithal ediyor ki iç üretimin 1/4’ü..
83 milyonu aşan yerleşik nüfusun karnını doyuracak buğdayı bile üretmekten aciziz!
    Hiç düşündük mü? Sudan gibi çooooook geri kalmış, insan ve hayvanlar arasında bulaşıcı hastalıkların kol gezdiği bir Müslüman ülkeden at, eşek, katır eti” almaya kalktık! Basında çıkan haberlere ilgili Bakanlıktan net bir yalanlama bile duymadık.
    Bu bir fiyaskodur, skandaldır, utanılacak durumdur.     
    Azıcık uygarlaşmış hiçbir ülkede, hiçbir iktidar halkını böylesine hor göremez.
Kısacası tarım ve üretici köylü başta, hemen tüm ekonomik sektörler, ülke tarihinin en ağır ekonomik bunalımını yaşıyor. İşsizlik tavan yapmış. Üniversite mezunları asgari ücretten bile iş bulamaz olmuş. Milyonlarca insan işsiz, umutsuz..
    Beş milyonu aşkın insan SGK’ye zorunlu GSS primini = ek vergiyi ödeyemediği için sağlık hizmeti alamama yıkımı ile yüz yüze..
    Üniversite öğrencisini aç bırakmış bir iktidarımız var. Bir öğün yemeğe muhtaç öğrencilerimiz, yaşamın baharında kendisini denize atığını unutmadık. Ailelerin çocuklarıyla toplu intiharları yaşandı bu ülkede. Kriz nedeni ile başka ülkeler 1000 er dolar para dağıtırken halkına, “Siz parayı düşünmeyin o bizim işimiz” derken, mevcut iktidar söz verdiği kolonya ve maskeyi bile dağıtamadı.  
    İktidar hepsine kendince bir kulp uyduruyor..
Ülkemizin artık katlanılmaz, yürek dayanmaz dertlerine kör, sağır ve dilsiz.
Siyaset bilimi tarihinde benzersiz bir siyasal kadro, bir cehennem kazanında ülkeyi kaynatıyor!
                                                            ***
    Kısacası “Ayranımız yok içmeye” ama iktidarın başı tutturmuş “Kanal İstanbul da Kanal İstanbul”! Elli milyon $ bulamayıp (!?) ülkenin seçkin savunma sanayisi kurumu Sakarya Tank Palet Fabrikasını bir yandaşı ile birlikte Katarlılara 25 yıllığına “kiralayan” AKP iktidarı bu talana “peş keş” diyen Ana muhalefet liderine bol sıfırlı – yıkıcı tazminat davası açıyor susturmak için.75 milyar TL’ye mal olacağı kestirilen kanal projesini dayatıyor. Kendi deyimiyle “Çılgın Proje“! Ülkenin kalabilen, yağmadan şimdilik kurtulmuş tüm varlığı “Varlık Fonu” nda kumar masasında rehin! Bu A.Ş. statülü Fonun patronu Yönetim Kurulu Başkanı AKP’nin başı.. Damadı da hazinedarı.. Ülkenin – halkın tüm nefes boruları tıkanmış. Milletin basireti bağlanmış.. Apaçık bir yok oluş – yok edilme diz çöktürme süreci dayatılmakta Cumhuriyete!
    Varsayalım İstanbul Kanalı projesi, ülkemiz insanına çok büyük bir akçalı (mali) yük olduğu halde, finansman bakımında üstesinden geliniyor olsun.. Bu olanaklıdır çünkü, borç gırtlağı da aşsa, Karadeniz’i bir ABD – NATO gölü yapmak isteyenler, bu stratejik emelleri için, fahiş fiyatla da olsa yeni borçlanma olanağı yaratırlar leş kargası kreditörleriyle. O kreditörler ki, 500 yıldır tüm dünyanın kanını iliğini sömürerek edindikleri sermaye dağlarını gerçekte döndürmeye de mahkûmdurlar. Meş’um (lanetli) servetleri yeterince dolaşmazsa (sirküle etmezse) valör yitirir!
    Libor + %7 tefeci faizi ile kur konsorsiyumu, bas uzun vadeli borcu, onlarca milyar $ daha borç binsin şimdiki ve gelecek birkaç kuşağın boynuna, daha da bağımlı olsun ülke içte ve dışta.. Ne gam.. Bu arada yandaşlara rantlar, besleme basına mamaya devam, komisyonlar oh ne ala..
    İş salt bunlarla bitiyor mu? Sorunun tarihsel boyutu var. 1936 Montrö Sözleşmesi yönünden uluslararası ekseni var. Askerler susturulmuş, emekli komutanlardan “ÇOK CİDDİ GÜVENLİK SORUNU, nokta!” uyarıları sönümlenip gidiyor.. O Montrö ki, büyük Atatürk‘ün Lozan’ın eksiklerini gidermek için yıllarca, var gücüyle, dehası ve diplomatik hüneriyle ördüğü zafer!
    Ekolojik denge açısından çok ağır ve dönüşümsüz çevresel yükleri var İstanbul Kanalı projesinin. Alanında gerçek uzman hiçbir bilim insanı bu projeyi doğru ve bilimsel bulmuyor. Projenin yalnızca çevreye vereceği dönüşümsüz zarar, geniş anlamda çok yönlü çevresel maliyet, hayali – belirsiz ve gerçekte olanaksız maddi getirinin kaç yüz bin milyon (!) kez üstünde acaba?!.
    Bu Kanal girişimi asla ve asla Türkiye’nin ivedi ve öncelikli sorunu değildir.
Derhal gündemden düşürülmesi gerekir. İlk sırada ele alınacak sorunların başında halkın aş, iş, ekmek, güvenlik ve gelecek kaygısı sorunlarının çözümü geliyor. Adalet ve demokrasi geliyor.

                                                2. BÖLÜM

    Kanalın geçirileceği bölgede yoğun bir arazi spekülasyonu gözlenmekte, 30 milyon m2 = 30 km2 araziyi Arap sermayeli 3 şirketin satın alması ne anlama geliyor? Araplara aylar / yıllar öncesinden bu bilgiyi el altından kimler sızdırdı? Salt bu oyun bile düpedüz  ayıpla anılacak bir durum değil midir? Hangi dine sığar, açık soralım; hangi Müslüman bu yolsuzluğu yapabilir? Vatan toprakları hem de büyük ve bitişik parsellerle neden özellikle Araplara satılıyor, neden, neden!?
    Sonra da mızrak çuvala sığmamaya başlayınca, tapu kayıtlarına erişim sınırlanıyor.. Bütün bunlar ne anlama geliyor eyyyyyy halkımız, ne anlama geliyor? Kendi yurdundan sürülüyorsun! Zaten nitelikli gençlerimiz ülkeyi terk etmekte, Arap – Suriyeli doldurulmakta..
    İstanbul Kanalı tüm ülkenin sorunudur, siyasal inatlaşmalara konu edilmemelidir. Geri dönüşü olmayan çok riskli ve akıl – bilim dışı bir projedir. Tarihçiler, bilim insanları, hukukçular, çevre mühendisleri, su bilimcilerin… Görüş ve raporları kuşku yok, belirleyici olmalıdır. Kimi yandaş TV güllerinin seslendirdikleri gibi iktidar yumurtlar, bilim de ona çare bulur.. Geç bunları!
    Yok, böyle bir saçmalık! Yaşamda en gerçek yol gösterici bilim ve fendir (ATATÜRK). Dolayısıyla seçim kazanmış iktidarların yalpalamak hak ve lüksü yoktur. Üretecekleri tasarımların mutlaka bilimsel temelleri olmak zo – run – da – dır! Siyaset biliminin en temel kurallarından biri budur. Yandaşlar – “dolma” kalemler öylesine kendinden geçiyorlar ki..
    En önemlisi de demokratik bir ülkede çeşitli yollarla itirazı olan halkın sesine kulak verilmelidir. Geçtiğimiz aylarda ülkenin her yerinden on binlerce insan itirazlarını dilekçe ile sundular. Mersin’den İstanbul’a bu amaçla gelen ve saatlerce kuyrukta dilekçe verme sırası bekleyen insanlar ne demek istiyordu? Siz hiç düşünmez ve aklınızı kullanmaz mısınız?? Hani siz milletin hizmetçisi idiniz? Açıklayınız, ÇED sürecine itiraz yüz bini geçmedi mi? Neden iptal etmiyorsunuz o halde projeyi??
Sormazlar mı adama;
    “SENİ BUNCA BAĞLAYAN NEDİR, NEDEN NUH DEYİP PEYGAMBER DEMİYORSUN, SİYASETÇİ İNATÇI MI OLUR, AKILLI MI??” Tek kişinin “ben yaptım oldu”, demesiyle olacak şey değildir.
    İstanbul’daki son yılların olumsuz yapılaşmasını özetleyen itiraf,
“Biz İstanbul’a ihanet ettik” sözleridir. Bu sözler AKP = Sayın Erdoğan‘ındır.
Yarın İstanbul Kanalı için benzer pişmanlık ağızlardan döküldüğünde, yinelenen hangi katmerli ihanete merhem olur ki?
    İstanbul Boğazından gemiler genel olarak ücretsiz geçiyor. Montrö Sözleşmesi gereği belli resim – harçları… Ödeyenlerin bıraktığı toplam para yıllık 150 milyon Doları geçmemektedir. Bunun tümü net getiri değildir, sistemin giderleri de vardır kuşkusuz. Boğazlardan makul ücretlerle serbestçe, zorlanmadan geçiş hakları varken, neden daha dar ve uzun bir yola, İstanbul Kanalından geçerek fazladan para ödesinler? Kaldı ki, petrol ve doğal gaz boru hatları, iyileşen demiryolu, karayolu ve havayolu taşımacılığı koşulları ile Boğazlarda gemi trafiği artmıyor, azalıyor.. Geçtiğimiz aylarda, çok yüksek sığalı (kapasiteli) yeni bir doğal gaz boru hattı açıldı.
    Neresinden bakarsak bakalım, Sayın Erdoğan’ın itirafıyla “bu çılgın proje” ülkenin yararına değildir.  Adı üstünde “çılgıncadır, çılgınlıktır”!
Gereksinim duyduğumuz ise sağduyu – planlamacılık – stratejik akıl – dış güçlerin güdümünden / tutsaklığından kurtularak bilimin ışığına sarılmaktır
    1881’de Abdülhamit Osmanlı’nın resmen uluslararası iflasını ilan etti ve Düyun-u Umumiye İdaresi kurularak Osmanlı Maliyesine yabancılar resmen ve fiilen el koydular; yüzlerce milyon altın borcu yoksul Anadolu halkı Cumhuriyet kurulunca 1954’e dek 31 yıl boyunca ödedi.
    1958’de DP iktidarı – Menderes Temmuz 1958’de uluslararası moratoryum / iflasını ilan etti Türkiye Cumhuriyeti’nin ve IMF pençesine teslim edildi mazlum halkımız..
    3. kez ülkesel iflasın eli kulağındadır ve AKP = Sayın Erdoğan eliyle yürütülmektedir, uyanalım! Öncekilerin tarihteki yerlerine, başlarına neler geldiğine bir bakmalı ve ders almalı.
    Tarih, ders almayanlar için tekerrür eden acımasız bir terbiye edicidir. Mide bulandıran bir gündem oyunu boyutu da faturanın KDV’si gibi.. 
Deprem geçeği herkesin gözü önünde.. Tek başına iktidarınızın 18. yılındasınız; neden KENTSEL DÖNÜŞÜMÜ hala bitir(e)mediniz?? 75 milyar TL (en az!) kaynak varsa neden İstanbul’u depreme hazırlamıyorsunuz da olası depremde kentin jeolojik direncini Kanal ile daha da kırıyorsunuz??
    İstanbul’a ve Türkiye’ye bir kez daha kıymayınız, kendi deyiminizle “ihanet etmeyiniz” efendiler, bu kez özellikle koronovirüs olayından sonra dünya eski dünya olmayabilir. “Keser dönebilir, sap dönebilir” hesaplar alt üst olur.
    Son sözümüz : Türkiye 1’den çok çok büyüktür.

Bu yazı 328 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum