Mustafa Aydınlı

Mustafa Aydınlı

Yarın

Yarın

03 Aralık 2018 - 11:33

            Değerli dostlar; Yaklaşık bir haftayı aşkın yazılarıma ara verdim. Daha önceden hazırlamaya çalıştığım YARIN başlıklı kitabımın basımını tamamlamış bulunuyorum. Önümüzdeki hafta okumak isteyen herkesin eline ulaşmış olacak. Çizge Tanıtım ve Matbaacılık Ltd. Şti tarafından basıldı.  Kitaba yazdığım önsözü değerli okuyucuların ilgisine sunuyorum.
Belli bir olgunluğa erişmiş insanların yaşamdan, doğadan, çevreden aldığı dersler, birikimler vardır. Okumak, öğrenmek yaşadığın evrenin toplumsal, politik, çevresel sorunlarını öğrenmek, ilgi duymak yükümlük ve dayanılmaz bir istektir. Edinilen bilgileri başkalarıyla paylaşmak ise toplumsal bir sorumluluktur. 
Aslında her insan bir kitaptır. 
İnsanlar birikimlerini paylaşmasa, mezara götürseydi dünya çöle dönerdi. İnsanların fiziksel olarak birbirine benzememesi (fenotip farklılaşması), doğal bir görünüm ve güzellikse, düşünceler de öyledir. Her düşünce içeriği ve düşünüş biçimi ayrı bir renk, ayrı bir güzelliktir. O halde düşüncenin ve güzelliğinin ortaya atılmasını, farklı renklerin kendini sergilemesini ‘yaşamın olağan akışı’ içinde ve gereği olarak görmek yerindedir. O renklerin zenginliğini doyasıya yaşamak gerek.
Düşünceyi ifade etmek ve paylaşmak, geri kalmış despot toplumlarda riskli bir eylemdir. Onun için, bu tehlikeyi göze alıp bedelini ödeyen ozan da şu çığlığı atmak zorunda kalmıştır :
Sen kendi sesinle kül olursun ey!  
Kerem gibi, yana yana 
Ben yanmasam 
Sen yanmasan 
Biz yanmasak 
Nasıl çıkar 
Karanlıklar/ aydınlığa.. 
Geri kalmış / bıraktırılmış, demokrasisi gelişmemiş ülkelerde yazmak öcü gibi görülmektedir. Hem okumak, hem yazmak sanki tehlikeli bir silahla, oynamak gibi algılanır. Bu nedenle bu anlayış sahipleri alimin, ehilin, bilim adamının değil, “Cahilin ferasetine“ (!) güvenirler! Oysa aklın ve bilimin aydınlığını yakalamak ve yaymak, toplumsal bir sorumluluktur. Yaşamın bilincine varmak, hakkını vermektir. İnsan ömrü, evrenin yaşına göre, pencereden birkaç saniye bakıp geçmek gibi bir süreyi içerir. Bu süreyi nesnel (objektif) bir bakışla kullanamıyorsak, gerçekleri kulağımızla duyamıyor, tadılması gereken varlıkları tadamıyor, dokunulması gerekenlere dokunamıyor, aklımızla bu nesneler,  olgular, süreçler üzerinde hüküm yürütemiyorsak, “o birkaç saniye“ yi de boşa harcıyoruz demektir. 
           Sevgili okuyucu, elinizdeki kitap; bu duygu, duyarlık ve us (akıl) yürütmelerin sonucu yazılmıştır. Günlük olarak binlerce insanla duygu ve düşüncelerimizi paylaşmak ve onlarla birlikte nefes alıp vermek için; Çoğunluğu farklı günlük gazeteler ve diğer yayın organlarında yayınlanan yazılarımızın bir demetini topladık. Dünya görüşümüz gereği, tüm yazılarımız toplumsal içeriklidir. Umuyor ve diliyoruz ki, odaklandığımız konular amacına ulaşır; değerli okuyucularımız bu kitabı okumakla boşa zaman tüketmemiş olurlar. 
            Göz bebeğimiz çocuklarımız, gençlerimizin hakları, gelişimi,  kadınlarımızın hakları, doğayı koruma, hayvan hakları, uygarlığın gerektirdiği Aydınlanmaya küçük bir katkı sağlayabilirsek veya en azından insanlarımızı bu konularda, düşündürmeyi başarırsak, kitabımız ereğine ulaşmış olacaktır. 
Tüm okuyucularımıza sevgi ve saygıyla.

YORUMLAR

  • 0 Yorum