Nilgün Yazar

Nilgün Yazar

Gökyüzü

ZAMAN VE İNSAN

13 Haziran 2020 - 16:07

      İnsanın zaman içindeki yolculuğu; Dün, bugün, yarın, yaşam bu üç çizgiyle devam etmekte, Adem ve Havva'dan bu beri. Ne güzel yaşıyorlardı cennette, ne vardı ki yiyecek o elmayı ahh Havva anamız! Kovuldular cennetten, başladılar o günden sonra imtihan yeri olan Dünya da yaşamaya.
      Buluşlar başladı yaşamak için, ateşi buldu, tekerleği buldu ve başladı o tekerlek o gün bugündür dönmeye.
      En uzak mesafe ne Çin oldu ne Afrika? Gün geldi en uzak mesafe yüreklerde oldu.
Uzakları yakın edeyim derken.
      Diğer canlılardan kendini korumak için silahlar icat etti, temren(delici alet) taktı okların ucuna. Fakat Eros'un okları, galiba yüreğe en güzel duyguyu aşkı verdi.
      Bitmedi arayışı parayı icat etti, gün geldi, insanın kazandığı paradan değil, paranın kazandığı insandan korkar oldu.
      Sözde diğer canlılardan koruyacakken kendini ateşi, tankı, tüfeği kendine hedef aldı, insanları öldüren silahlar değil, yine insanlar oldu.
      Yönünü bulsun diye pusulayı buldu, bu defa da yönünü şaşırdı, yönsüz kaldı. Mavi gezegendeki arayışı bitmedi, tek gözlü dürbünü  gökyüzüne  çevirirken, gözünün önündekileri görmekten aciz oldu. Bakmak gözün işiydi, görmekse kalbin, gönül gözünü kapadı. Kazandıkları hep yetmez dedi, kaybettiğimi de görmem lazım demedi.
      1945 Hiroşima seksen bin kişinin ölümü.  Sonuçta Albert Einstein "Ne kadar hazin bir çağda yaşıyoruz, önyargıları yok etmek, atom çekirdeğini parçalamaktan daha zordur." dedi.
      Lazer, cep telefonu, bilgisayar ve bitmedi insanoğlunun icatları bitmez de, kimbilir daha doğada keşfedilmeyi bekleyen neler var, bugün belki hayalini bile kuramadığımız. Çok değil bundan yaklaşık beşyüz yıl önce bugünkü ortaokul öğrencisi kadar bilgiye sahip değildi, çoğu bilim adamları.
      Çok kazanmak isteyen kaybeder aslında, hayat bir yarış ve herkes yarışı kazanma çabasında. Kazanırken kaybettiklerinin farkında değil. Önemli olan neyi kazandığını ve neleri kaybettiğinin ayrımında olabilmek.
      Dini, dili, ırkı, rengi ne olursa olsun, insan insan olduğu, insanlık ideallerini taşıdığı sürece değerli ve kıymetlidir.
      İnsan bazı değerleri koruduğu sürece insandır ve saygındır. Bunların başında sevgi, başkalarının haklarına saygı, eşitlik, adalet ve uygarlık gibi kavramlar gelir. Dönüp bazen geriye bakmamız gerekmez mi? Ne idik? Ne olduk? Ve ne olacağız? O zaman geçmişten alacağımız dersle, zamanı sorguluyarak, geleceğimiz anlam kazanır. 
      Uygarlık, hak, hukuk, özgürlük, barış, demokrasi baz alındığı sürece, göz yaşları ile ıslatmayız toprağı, savaşlar biter, hakca bölüşüm egemen olur, yaşadığımız coğrafya da.
      Yeter ki insan aklı sağ duyuyu eğemen kılsın, yoksa kendi engelini kendisi yaratır. 
      Yaşamak; Bazen mavi gökyüzünü, bazen güneşin doğuşunu, bazende doğanın tüm güzelliklerini, ağacıyla, toprağıyla, kurduyla, kuşuyla insanıyla, severek yaşamak değil midir? 
      Zaman içerisinde insan, pek çok şeyi aşmıştır. Sadece ben ve sadece bana duygusunu aştığı sürece, ugarlığın doruklarında gezinmek için, önümüzde ne engel var ki?

Bu yazı 289 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum